Ana Sayfa

Yitimsiz Sevgi Yoktur

   

Angle of Grief (Yas Meleği)

William Wetmore Story, 1894, Roma

    

      

Yitimsiz sevgi yoktur.

 Ve bir miktar yas tutmaksızın da yitimi geride bırakmak mümkün değildir.

Yas tutamamak, insana özgü o büyük ölüm ve yeniden doğum döngüsüne girememektir.

 

~  Robert Jay Lifton ~

       

  

    

Hepinize Merhaba,

 

Eğer yalnız yaşıyorsak doğal olarak hayatımızı paylaşacak bir insanın özlemini duyarız. Bir eş, bir sevgili, bir partner. Fakat bazen bu özlemi öyle öteye götürürüz ki, ancak öyle bir insan yaşamımıza girecek olursa biz yaşamaya başlayacağızdır. Yoksa biz 'eksikli'yizdir. Üstelik bu durum yalnızca yaşamımıza girmesini istediğimiz kişi için değil, aynı zamanda bir ev, bir eşya, sosyal bir konum, bir iş pozisyonu, ince bir beden gibi diğer sahip olmak istediğimiz şeyler için de geçerlidir.

 

Düşünün ki yaşamınızda birisinin olmasını çok arzu ediyorsunuz ve dediğimiz gibi yaşamaya başlamak için onun yaşamınıza girmesini bekliyorsunuz. Sonunda o insanı buluyorsunuz, her şey çok güzel ve siz artık yaşamaya başlıyorsunuz. Ama ne acı ki o kişi yaşamınıza girmesinden kısa bir süre sonra herhangi bir nedenden dolayı yaşamınızdan çıkıyor. Ya da çok istediğiniz genel müdürlük pozisyonuna kavuştuğunuz yeni bir iş yerinde göreve başlıyorsunuz ve şirket kısa bir süre sonra bir nedenle faaliyetine son veriyor. Bu durumda ne olacak? Yaşadığımız duygusal ya da finansal yitim için mi yas tutacağız, yoksa ona sahip olmak için beklerken durdurduğumuz ve yitip giden yaşamımıza mı?

 

Vamık D. Volkan ve Elizabeth Zintl, her çeşit yitimi inceledikleri 'Gidenin Ardından' isimli kitaplarında, "Etkili bir biçimde yas tutabilmemiz için, öncelikle kaybetme fikrine katlanabilmemiz gerekir," diyorlar. Bu cümleyi okuduğumda aklıma Erich Fromm'un 'Sahip Olmak ya da Olmak' isimli kitabı geldi ve kendi kendime, "aynı zamanda sahip olmama fikrine de katlanabilmemiz gerekir," diye düşündüm.

 

Bir yitimi yalnızca bizim için önemli olan bir kişiye, bir nesneye ya da bir konuma yaşamımızda sahip olup ardından onu kaybettiğimizde yaşamayız. Ona sahip olma fikrini ve düşüncesini yitirdiğimizde de yaşarız. Sahip olmama fikrine katlanabilmekten kastım da bu bağlamdadır. O istediklerimize belki de hiçbir zaman sahip olmayacağımızı, olursak  güzel olacağını ama olmazsak da bizim için yaşamın devam etmekte, bizim de yaşamakta olduğumuzu kabul etmek, bu duruma teslim olmak ve gerçek anlamda yaşayabilmektir. Bu teslim oluş da bir yitimdir.

 

Yaşamımızdaki yitimler bizim için yas ve dönüşüm süreçleridir. Yitim sonrası sağlıklı bir yas süreci yaşayabilmemiz ve ardından kendimizi dönüştürmeyi başarabilmemiz için, kendi başımıza kalabilme, yani "olabilme" yetisine sahip olmamız gerekir. 

 

Kendi başımıza kalabilmeyi öğrendiğimiz ilk adım Ermiş'tir. Ardından gelen Kader Çarkı'nın bize vereceği görevlerle artık baş başayızdır. Bu görevleri yerine getirirken öğrenmemiz gereken şey yitim, yani Ölüm'dür. Kaybetmek, bırakmak, vazgeçmek nedir öğreniriz. Yas tutmayı öğreniriz. Yas sonrasında dönüşmeyi öğreniriz. Yeniden doğmayı öğreniriz. Mahkeme bize kurtuluşumuzu, özgür kalışımızı, kendi hapishanemizden salıverilişimizi ilan eder. Ve artık Dünya bizi bekliyordur. Ya biz neyi bekliyoruz? 

 

Her ne bekliyorsanız, dilerim yolunuza çıksın, yolunuz açık olsun.

  

© Güneş İlhan, Ağustos 2010, İstanbul

  

 

            

      

tarotdergisi@gmail.com

 

Başa Dön

 

© 2005-2013, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.

     

Site Meter