Ana Sayfa

İçe Yolculuk...

   

Crowley Tarot'su

Denge Kartı

   

      

Yalnızca bir yolculuk vardır. Kendi içinize gitmek.

 

~ Rainer Maria Rilke ~

       

  

    

Hepinize Merhaba,

 

Hajo Banzhaf "Kehanetlerin Dönüşü"nde, "'Bir kehanet mükemmel bir hizmetkâr, ama çok kötü bir efendidir!' Tavsiyesini dinlemek çok yararlıdır, ama onu patronunuz hâline getirirseniz acımasız bir sisteme dönüşür," diyor ve sonrasında şöyle ekliyor, "Her kararını ve her hareketini kartlara soran kişi büyük olasılıkla spiritüel bir arayışta olan bir kişi değil, daha ziyade güvence peşinde koşan endişe dolu bir kişidir."

 

Tarot kartlarının ve diğer tüm kehanet araçlarının yaşamımızdaki yerini ve anlamını biz belirleriz. Onların yaşamımızdaki etkilerini belirleyen şey bizim onlara ve yaşama olan yaklaşımımızdır. Biz onlara yaşamımızda nasıl bir yer açmış ve nasıl bir rol biçmişsek onlar oraya, o rolle yerleşirler. Onlar bizim onlara yüklediğimiz anlamdan daha fazla ve farklı bir güce sahip değillerdir. Ve yaşadıklarımızın kaynağı Tarot kartları değil, kendi yaşam sürecimizde yapmış olduğumuz seçimlerdir. Kartlar bu süreçte bize yalnızca rehber olabilirler.

 

Dolayısıyla kartların kendimizle, bilinçdışımızla ve benliğimizle iletişime geçebilmemiz için birer araç olduklarını unutmamalı ve onlara sahip olmadıkları anlamlar yüklememeliyiz. Onlara sahip olmaktan, muhafaza etmekten ya da yeri geldiğinde onları hayatımızdan çıkarmaktan korkmamalıyız. Onlardan aldığımız etki yalnızca ve yalnızca kendi iç dünyamızın bir yansımasıdır. Evrensel sembolizminden çok fazla bir sapma söz konusu değilse hangi desteyi kullandığımız, onları nasıl ve nerede muhafaza ettiğimiz önemli değildir. Bize hangi deste daha yakın geliyorsa onu kullanabiliriz, nerede ve nasıl muhafaza etmek ve de açmak kolay ve rahat geliyorsa onu yapabiliriz. Dikkat etmemiz gereken tek şey kartları çekerken bilinçdışımızı temsil eden sol elimizi kullanmaktır.

 

Tarot kartlarına gereğinden fazla anlam yüklenmesinin ve hatta bazılarınca korkulmasının bir nedeni kartların görsel zenginliği ve bu zenginliğin gerçek anlamı kavranmadan sembollerin sadece şekilsel bağlamda yüzeysel bir yaklaşımla yorumlanmasıdır. Bununla ilgili olarak en bariz örnekler de Ölüm ve Şeytan kartlarıdır. Hâlbuki biz bu kartların temalarını günlük hayatımızda sürekli yaşarız ve biz korksak da korkmasak da onlar bizim yaşamımızın içerisindedirler. Dayanamayıp bir seferde bir kutu çikolatayı yediğimizde de Şeytan devrededir, hırsımıza yenik düşüp bir güç savaşına girdiğimizde de. O bir kutu çikolataya veda ettiğimizde de Ölüm devrededir, girdiğimiz güç savaşında yenildiğimizde de. Ve biz o Şeytan ve Ölüm kartlarından korkmak yerine onlara kulak versek, belki de o savaşa girmez, kendimizi öldürülmeden önce biz öldürür ve benliğimize doğru yeni bir adım atarız.

 

Kartların üzerindeki semboller yaşamımız için birer katalizördürler. Dolayısıyla onları anlamalı ve onlardan yararlanmalıyız. Onlar bizim iç sesimizin tercümanıdırlar. Eğer onlardan duymak istemediğimiz şeyleri duyuyorsak, bunlar ya bizim zaten bildiğimiz ama kabul etmek istemediğimiz ya da hiç farkında olmadığımız ve artık bilinç düzeyine çıkmalarının zamanı gelmiş olan şeylerdir ki bunları duymak ve onlarla ilgili farkındalık kazanmak bizi yaşam yolumuzda ileriye götürecektir. 

 

Yolunuz açık olsun.

 

© Güneş İlhan, Eylül 2009, İstanbul

          

              

                   

  

tarotdergisi@gmail.com

  

Başa Dön

  

© 2005-2013, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.

     

Site Meter