Ana Sayfa

 

   

Aşk ve Acısı... 

  

Aşk, bir vazifeden daha iyi bir öğretmendir.

  

~ Albert Einstein ~

          

  

Hepinize Merhaba,  

  

Aşk ve acısı! Çekmeyen var mıdır? İster beş ister yetmiş beş, yaş kaç olursa olsun Eros’un oku herkese dokunabilir ve ardından da acı getirebilir.

 

Aşk acısı yalnızca Kılıç Üçlüsü müdür? Yani yüreğimizi bir kenara koyup aklımızla başa çıkmaya çalışmamız gereken. Bir dişçiye gitmemiz gerektiğini bilmemiz ve korkmamıza rağmen bunu yapmamız kadar sade ve kolay açıklayabileceğimiz ve yaşayabileceğimiz bir şey midir? Bu mudur yani? Bu karikatürde göründüğü kadar basit midir? Gidene ya da gönderdiğimize mi ağlarız, yoksa kalan kendimize mi? O akan damlalara baksak acaba kendimize dair ne gibi resimler görürüz? Keşke onları saklamak ve acı küllendikten sonra önümüze alıp bir kere daha bakmak mümkün olsa o damlalara.

  

Diğer tüm hayal kırıklıklarında  olduğu gibi aşk acısı da içerisinde en çok büyüme ve olgunlaşma potansiyelimizin barındığı deneyimlerden birisidir. Kılıç Üçlüsü, Kupa Beşlisi ya da Kupa Sekizlisi bir yana, aslında bu acı içerisinde Büyük Arkana kartlarının tümünü barındırma potansiyeli olan başlı başına bir yolculuk, bir hikâyedir. Bize kendimize dair çok şey söyler, ama biz o söylediklerini ancak acısı dindikten sonra duyabiliriz, çünkü acı çekerken faturayı karşı tarafa çıkarmak çok daha kolay, çok daha katlanılır gelir.

 

Dün kendimi üç cümle kurarken ve zaman zaman yazılarımda, danışmanlık seanslarında kullandığım aşağıdaki bu cümlelerin aslında yaşamımızda birer motto olmaları gerektiğini, bunu bir ara dergide yazsam iyi olacağını düşünürken buldum. Ama bu kadar çabuk yazacağımı düşünmemiştim.

 

Birincisi : Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

İkincisi: Her şey sizinle ilgili değildir.

Üçüncüsü : Herkes sizin gibi değildir, bir başka deyişle herkes siz değildir.

 

Hajo Banzhaf’ın şu cümlesini çok seviyorum ve sizler de farkındasınız her fırsatta tekrarlıyorum, “Delicesine tutulmak demek, kendi içsel imgemize aşık olmak demektir. Yüreğimizi yerinden oynatan kişi, üzerine kendi resmimizi asmaya uygun bir burna sahip demektir...” Yani o aynaya baktığımızda kendimizi görürürüz, yaşadığımız herşeyin bizimle ilgili olduğunu düşünürüz ve karşımızdakini kendimiz gibi sanırız. Halbuki bizim olduğunu sandığımızdan çok daha farklı ve çeşitli o kadar çok yaşam ve öyküsü vardır ki, kendimizin bile.

 

Evet, aşık olma yolculuğunda özellikle Büyük Arkana eşlik eder bize. Karizma ve cazibenin olduğu yerde Büyücü olabilir, sınır koymamız gerektiğinde ise İmparator vardır önümüzde. İlişkide manipülasyon ve bağımlılık varsa Şeytan devrededir. İlişkinin bitmesi gerekiyorsa Ölüm, evlilikle sonuçlanması durumunda ise Aziz. Ve aşk bolca ayaklarımızdan asar bizi. Ama tabii bazen de kartlar söyleyeceklerini karanlıkta söylerler, o zaman da gölgeleri konuşur bizimle. Bu hikâye hangi kartlarla konuşursa konuşsun, hangi kartlarla anlatılırsa anlatılsın, kartlar bize bizi anlatırlar. Bu bizim aşk hikayemiz de olsa her şeyin göründüğü gibi olmadığını, her şeyin bizimle ilgili olmayabileceğini ve karşımızdakinin biz olmadığını anlatırlar ki biz de bunu farkedip görünmeyeni görebilelim, kendimizle ilgili olan kısmı keşfedip onu çözelim ve karşımızdakinin farklılığını kavrayıp ya onu yaşamımıza bir zenginlik olarak dahil edebilelim ya da acı ama anlamlı bir deneyim olarak zihnimizin ve yüreğimizin bir kenarına kaydedebilelim. Böylelikle de olduğu gibi görünen, bizimle ilgili olan ve içinde çeşitlilik barındıran kendi mitolojimizi yazabilelim. Yazabilelim ki bir daha benzer bir durumda Eros okunu bize yönelttiğinde eğer hikaye aynıysa, “O oku fırlatmayı aklından bile geçirme, ben bunun kitabını yazmışım!” diyebilelim. Ama tabii o hikayede eksik kalan, yazılmamış ya da yazılsa da okunmamış bölümler varsa Eros yayını gerecek, okunu bize gönderecek ve de bize kendimize ve yaşamımıza dair yeni şeyler öğretecektir.

 

Okların beraberinde yeni ve mutlu hikayeleriniz olabilmesi dileğiyle yolunuz açık olsun.

 

© Güneş İlhan, 01.02.2013, İstanbul

     

         

tarotdergisi@gmail.com

Başa Dön

© 2005-2016, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.

Site Meter