Ana Sayfa

Büyük Arkana Kartlarının Diliyle Kahramanın Yolculuğu

      

  

  

Herkese doğuştan bir yetenek armağan edilmiştir - ama bazıları paketlerini hiç açmaz.

          

  

Tarot destesinin 22 karttan oluşan Büyük Arkana grubu bize kahramanın doğuşunu, eğitilişini, baba evinden ayrılarak yolculuğa çıkışını ve kaybedilen cenneti, bir diğer deyişle kaybolan hazineyi arayışını anlatır.

Büyük Arkana'nın ilk 10 kartı, güneşin gökyüzünde gündüz katettiği yola benzeyen bilinç yayılımını simgeler. Sonraki 10 kart ise kahramanın gece denizi yolculuğunda onu bekleyen zorlu görevlerini betimler. Gılgameş'in, Herakles'in ve Orpheus, Odysseus, Aeneas, Inanna ve Psyche gibi yeraltına inmiş pekçok kahramanın öyküsüdür bu.

Aslında bu bizim insanoğlu olarak bildiğimiz ama unutmuş olduğumuz kendi hikâyemizdir. Bu kendi hikâyemiz bize kahramanlar aracılığıyla sembolik olarak anlatılır ve hatırlatılır. 

 Bu motif, güneşin gökyüzünün batısında alçalmasını, gece denizinin ölüm suyunun katedilmesini, karanlığın güçleriyle yapılan savaşı ve - zaferden sonra - gökyüzünün doğusundan taptaze ve yenilenmiş olarak yeniden doğuşu ifade eder.

 Burada Kahramanımız Joker'dir. Ataerkil mitlerde anlatılan o gürz savuran, güçlü adaleli, haşmetli kahramanın aksine, Tarot bize eski zamanlardan beri asıl kahramanın, bugünkü anlayışımıza göre aslında bir antikahraman - bir aptal, bir budala - olduğunu anlatır.

Öykü hep aynıdır. Ve hemen hemen hepsinde söyle anlatılır:

"Bir zamanlar bir kral yaşarmış. Bu kralın üç oğlu varmış. Kral ölüm döşeğinde yatarken, oğullarından kendisine yaşam bitkisini getirmelerini istemiş. Bunun üzerine iki büyük oğul derhal atlarını eyerleyip yola koyulmuşlar. Biri batıya, diğeri ise doğuya doğru at sürmüş. Güçlü kuvvetli ve akıllı olduklarından, babaları onların kendisine mutlaka yardım edebileceklerini düşünüyormuş. Bütün dünyayı gezmişler. Bir yıl sonra geri döndüklerinde, yanlarında dünya üzerinde yetişen bütün bitkilerden birer örnek varmış. Ancak yaşam bitkisi bunların arasında değilmiş."

Bu öyküyü hepimiz duymuşuzdur ve nasıl devam edeceğini, yaşam bitkisini kimin bulacağını da biliriz. Her zaman aynı kişidir: En küçük oğul ya da kız, aptal, budala, yani şimdiye kadar hiçbir şey becerememiş olan, herkesin ata biner binmez düşeceğini düşünerek yola koyulmasını söylemeye bile gerek duymadığı Joker. Ama aslında bitkiyi bulup getiren o olur, dünyanın dört bir yanında anlatılan masallarda sonuç hep aynıdır.

Yani,

En güç görevlerimizin çözüm yolu daima en az umduğumuz yerde yatmaktadır.

Kahramanın en belirgin özelliklerinden biri çift ebeveyne sahip olmasıdır. Dünyadaki anne babasının yanısıra bir de gökyüzünde bir anne ve babası vardır. Masallarda bu bağlamda sıklıkla kahramanın üvey anne ve baba yanında büyüdüğünden söz edilir. Bu ebeveynlerle Büyük Arkana'nın ilk dört kartında tanışırız. Büyücü (I) ile Azize (II) göksel anne-baba olarak, erkek ve dişinin ilksel örneklerini, eril ile dişili, yaratıcı ve alıcıyı, etkeni ve edilgeni, güneş ve ayı simgelerler. İmparatoriçe (III) ile İmparator (IV) ise dünyasal anne-baba olarak yeryüzü üzerindeki ilk kutuplaşmayı (dualiteyi) biçimlendirirler (Doğa ve Medeniyet gibi).

Aziz (V) kahramanın eğitiminden sorumludur. Sağ eliyle yaptığı işaret ile, görünür ve bilinir (açık parmaklarıyla) her şeyin yanında bir de örtülü ve bilinmeyen (kapalı parmaklarıyla) şeylerin olduğunu öğretmektedir. Ön plandaki çömezler ile bu kart, Büyük Arkana'da sıradan insan boyutundaki figürlerin yer aldığı ilk karttır. Bu kartın bir anlamı hem çocuğun kendisinin o kocaman görünen yetişkinlerle olan farklılığının bilincine ilk defa varıyor olması hem de bir başka kişi kavramıyla ilk defa tanışıyor olmasıdır.

Aşıklar (VI) kartında - yalnızca Marsilya Tarot'sunun klasik motifinde - kahramanın yolculuğu için verdiği en önemli karar, yani aile ocağını (anneyi) terkedip, (sevgilisiyle birlikte) kendi yoluna, yani gönlünde yatan yola gitme kararı ile karşılaşırız. Eros'un yayından çıkan ok ile bu karar, yürekten alınması gereken bir karar niteliğini kazanır. Bu nedenle bu kartın gerçek anlamı, "özgür irade ile yürekten alınan karar" dır. 

Bir sonraki kart olan Araba (VII) kahramanın baba ocağını terkederek yola çıkışını, yolculuğun ve yitik cenneti arayışın gerçek başlangıcını gösterir. 

İlk olarak, artık her şey için yalnızca kendisinin sorumlu olduğunu, yalnızca ne ekerse onu biçebilecegini ve çevresinin bir aynadan ibaret olduğunu öğrenir. Bütün bunlar geleneksel sayı sıralamasına göre VIII. sırada yer alan Adalet'in ifadesidir.

Hemen sonra yaşlı bilge adam Ermiş' le (IX) karşılaşan kahraman, ondan gerçek adını öğrenir ve büyük yolculuğunu sonuçlandırmak için ihtiyaç duyacağı sihirli formül ya da aletleri ondan alır. Henüz önünde birçok tehlikeyle dolu uzun bir yolculuk vardır. Bu arada sihirli formülü hiç kimseye söylememesi ve adını da unutmaması gerekmektedir.

Bir sonraki adım olarak kehanete başvurur ve şu soruyu sorar: "Benim görevim nedir?" Yanıt hep aynıdır: Kahramanın görevi ulaşılması zor olan "iyi"yi, karanlığın krallığından/tutsaklığından kurtarmaktır.

Bu şekilde, Büyük Arkana'nın ilk eril kart olan Büyücü ile başlayan birinci on kartlık dizisini tamamlamış ve - geleneksel sayı sıralamasına göre - XI. ve dişil bir kart olan Güç ile başlayan ikinci on kartlık bölüme geçmiş oluruz.

Güç kartı, kahramanın yolculuğunu bundan böyle dişil olanın tarafında, yani karanlık, gizemli tarafta, kendisini büyük gizli tehlikelerin beklediği, ama aynı zamanda içerisinde gömülü olan hazineyi bulacağı bir zeminde sürdüreceğine işaret eder.

XII. kart Asılan, güçsüz, hasta, batmakta olan ve şimdi ölüm suyuna iyice yaklaşmış güneşi temsil eder. Gerçekte burada muhtemelen her akşam yinelenen gün batımından çok, yaz güneşinin o muhteşem parıltısının aksi olan, yılın en kısa gününde görünen zayıf kış güneşi yansıtılmaktadır. Bu kart kahramana, kaderin bir cilvesi gibi görünen bir yaşam dönümü fırsatını sunar ve kahraman burada ya gönüllü ve itirazsız olarak kendisini derinlere sürükleyecek olan yolculuğa kendisini bırakır ya da rahatını bozmamak için geri dönüşe yönelir.

XIII'ten XVIII'e kadar olan kartlarda siyah (XIII, XV ve XVI), geceye (XVII, XVIII) ve öbür dünyaya özgü (XIV) motifler olduğundan bu kartlara gece kartları da denir. Bu kartlar kahramanın gece denizi yolculuğunu anlatırlar.

Ölüm kartında, Kudüs'ün kulelerinin ardında batan güneş görülmektedir. Atlının başında, öykünün baş kahramanı olan Joker'in de başında taşıdığı kırmızı tüy vardır. Daha önceki kartta görülen Asılan' ın güçsüz haline uygun olarak, tüy boynu büküktür ve yere doğru sarkmaktadır. Ancak gece denizi yolculuğunun bitiminde, o yeniden doğuşun simgesi olan Güneş (XIX) kartında, bu tüyün yeniden taze bir güçle dimdik durduğunu görürüz. Ölüm kartındaki insanlar sol tarafa, batıya, ölümün ülkesine doğru hareket etmektedirler. Ancak atlı, rüzgâr (bayrağın duruşundan anlaşıldığı gibi) ve ırmakta ilerleyen ölüler teknesi, asıl hareket yönünün sağa, doğuya, güneşin doğduğu yere doğru olduğunu gösterir.

Bunu izleyen XIV. kart Denge, Büyük Arkana'da zor anlaşılan kartlardan biridir ve neden gece kartları arasında yer aldığı sorgulanır. Birincisi bu kart "psikopomp" diye adlandırılan, ruhu ölüler alemine götüren rehberi yani ölüye zorluklarla ve tehlikelerle dolu gecede yol gösteren, o olmazsa olmaz ruh rehberini gösterir. Bu bağlamda Denge kartı, ışığa, yani dikkatli bakıldığında içinde bir taç görünen güneşe doğru giden yolu göstermektedir. Bunun yanısıra, eskilerin inanışına göre ölüm suyunun hemen yanında yaşam suyu da akar ve yaşam suyunun kaynağı yeraltındadır. Dolayısıyla bu kart, aynı zamanda şifa/iyileşme getirecek olan yaşam suyunun işaretidir.

XV. kart Şeytan'ı, yani yeraltı dünyasının hâkimini ve onun gücü ve hükmü altında bulunan tutsakları gösterir. Burası satılmış ve yeraltında yaşamaya mahkum edilmiş ruhların bulunduğu yerdir. İşte burada kahraman yükümlülüğünü yerine getirmeli ve ulaşılması zor iyinin serbest kalmasını sağlamalıdır. Eski anlatılarda karanlık güç, ışığın gücü tarafindan yenik düşürülmesi gereken ejderha ya da yılan olarak betimlenir.

(Gece yarısı yapılan) bu dövüş XVI. kart olan Kule'de yer alır. Burada şimşek (Zeus veya Thor (Donar) gibi en yüce tanrıların işareti), (sahte bilincin) hapishanesinin duvarlarını yerle bir eder ve Kule'de zindana kapatılmış olan ruhları özgür bırakır.

Dolunaydan sonraki tam XVII. gecede - ayın hiç görünmediği üç geceden sonra (= Yeraltı dünyasında geçen 3 gün) - ayın ilk pırıltıları ufkun batısında yeni ay (hilal) olarak tekrar görünür. Böylelikle XVII. kart olan Yıldız yeni umutlar kazanma anlamını taşır ve kahramanın, XIV. kartın işaret ettiği yaşam suyuna ulaştığına işaret eder.

Ancak tüm tehlikeler henüz sona ermemiştir. Gece, kahramanı henüz bırakmaya niyetli değildir, aksine onu karanlıkta tutmaya çalışmaktadır. Efsanelerde, yeraltının katı kurallarından söz edilir: her kim arkasını dönüp bakarsa orada kaybolmaya mahkûmdur (Eurydike ve Lût'un karısı), her kim oradan yerse (Persephone) bu bir nar tanesi dahi olsa, bir daha yerüstünün ışığına geri dönemez. Aynı şey orada gevşeyip oturanlar için de geçerlidir. Unutkanlık taburesine otururlar ve bir daha asla kalkamazlar (Theseus ve Peirithoos). Masallarda da, büyülü ormanda yolunu kaybedip, çevresi adını unutturmak isteyen periler tarafından sarılan kahramanın başına benzer şeyler gelir. Durum ne şekilde olursa olsun, görev başarıya ulaşamamış demektir. Kahraman karanlığın dış güçlerini yenmesine yenmiştir, ama karanlığın kahramanın kendi içinde bulunan müttefikleri, onu gafil avlamışlardır. Dolayısıyla XVIII. Kart Ay, Asphodeline toprağındaki (Yunan geleneğine göre zambaklar yeraltında yetişirler ve bu nedenle Hades, Asphodeline toprağı olarak da adlandırılır "Asphodeline = zambağın cinsi") bu karanlık ve sinsi tehlikeleri gösterir, ama öte yandan ufukta görünen Kudüs'ün kulelerinin artık neredeyse elle dokunulacak yakın olduklarına işaret eder.

Güneş kartı (XIX) yeni doğan ışığı temsil eder ve böylelikle kahramanın yolculuğunun zafer dolu ilerleyişini gösterir. Doğu (Güneş), batıyı (Ölüm) ilginç bir biçimde yansıtır: karanlık renklere karşı parlak renkler, ölümün siyah sancağına karşı yaşamın rengini temsil eden kırmızı kumaş, iskelet ile çocuğun biri sarkık diğeri ise dik duran bir tüyleri ve kır atın çifte sembolizmi: Bezgin bir at olarak, sırtında mahşerin dördüncü atlısı olarak ölümü taşıması ve kraliyet atı olarak, tüm insanlığın umutlarını bağladığı, karanlik geceden doğmuş çocuk kurtarıcıyı, oğulu, yeniden dirileni taşıması.

Elbette bu, gece denizi yolculuğunu tasvir etmenin birçok yolundan yalnızca bir tanesidir. Daha eski olan Marsilya Tarot'sunun motiflerinde Ölüm ve Güneş kartının arasındaki ilişki görülmemektedir. Bunun Marsilya Tarot'sunun XIX. kartında, barışmayı/uzlaşmayı temsil eden bir ikiz çift görülür. Bu gece kartlarında, güneş kahramanı ile karanlık kardeşi arasındaki (Gilgameş ile Enkidu, Parsifal ile Feirefis) mitlerde de anlatılan mücadele, bunun sonucu çıkan bir kavga, kurtuluş ve kendi karanlık yönü ile yapılan barış dile getirilir. Kartların XIX. durağında, yani yolculuğun bitmesine çok kısa bir süre kala ortaya bir çocuğun çıkması, kahramanın yaşamındaki tüm mücadelelerden sonra saflığa ve sadeliğe geri dönmesini gösteren önemli bir işarettir. İncil, "Eğer dönüşüp küçük çocuklar gibi (alçak gönüllü) olmazsanız Cennet'in Krallığına asla giremezsiniz," derken özellikle bunu vurgulamaktadır. 

Sondan bir önceki kart (XX Mahkeme) ise bize, koşullar yerine getirildikten sonra artık zorlukların sona erdiği ve çözüme ulaşıldığı kurtuluşu temsil eder. Dört köşeli mezarlardan kalkan üç kişi, burada tanrısal (üç rakamının sembolizmi) olanın dünyevi hapishaneden (dört rakamının sembolizmi) kurtulduğunu gösterir. 

XXI. ve son kart olan Dünya ise doğal olarak yeniden bulunan hazineyi, geri kazanılan cenneti, kahramanın kral olarak taç giyme törenini ve düğününü, yani mutlu sonu temsil eder. 

Uyuyan güzel uyanmış, kurbağa ise yakışıklı bir prense dönüşmüştür. 

Masallar da "Gökten üç elma düştü..." diye bitmez mi?

 

 

 

Derleyen: Güneş İlhan, 25.07.2013, İstanbul

Kaynak: Tarot ve Kahramanin Yolculuğu, Hajo Banzhaf, Barış İlhan Yayınevi, 2009, İstanbul

        

 

Kahramanın Yolculuğu

            

Kahramanın Yolculuğu ve Büyük Arkana

 

     

         

tarotdergisi@gmail.com

Başa Dön

© 2005-2017, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.