Ana Sayfa

 

 

   

29 Ekim 2018

Türkiye Denge Yılına Giriyor

  

"Bir şeydeki aşırı artış aksi yönde bir reaksiyona sebep olur."

 

~ Plato ~

 

       

Hepinize Merhaba,

 

Bugün 29 Ekim, Cumhuriyetimizin doğum günü. Bugün kendisi XIII Ölüm yılından çıkıyor ve bir XIV Denge yılına giriyor.

 

Schimmel Denge kartının sayısı 14 için yardımcıların sayısı der, 14 iyilik ve hayır sayısıdır. Denge kartımızın da ruh rehberimiz olması boşuna değildir.

 

Denge kartının bizden beklediği şey, hırs ve gurur olmaksızın barış içinde olmamız, diğerlerini mutluluğa yöneltmemiz ve hatta bütünüyle iyi bir örnek olmamızdır. Bu yılın Denge kartı olması da, önümüzdeki bir yıl boyunca bunu yapabilmek için elverişli bir potansiyele sahip olacağımız ve hatta bize bu konuda "bir şekilde" rehberlik edileceği anlamına gelir.

 

Daha önce de "Denge Kanatlıdır" başlıklı yazımda bahsetmiş olduğum gibi, Denge Kartının mitolojik imgelerinden bir tanesi de, aynı zamanda bir gökkuşağı tanrıçası olan İris'tir. Ruh rehberimiz İris, bilinçdışımıza tercüman olmak üzere buradadır. Bilincimizi bilinçdışımız ile buluşturacaktır. Ancak Hajo Banzhaf'ın da dediği gibi, burada önemli bir problem yatmaktadır, çünkü bunu gerçekleştirebilmek için daha önce bilinçdışında kalmış olan bu rehberliğe güvenmemiz gerekirken, ego ya fazla gururlu, ya da fazla zayıf ve korku dolu olması nedeniyle direnmektedir. Bu direnç Asılan'dan başlayarak kırılmaktadır, Ölüm ile kırılma gerçekleşmiştir ama süreç tamamlanmamıştır. O nedenle Şeytan, Denge'den bir sonraki kart olarak pusuda beklemektedir. Acaba ego kırılanı yapıştırmaya çalışmayı mı, yoksa Kule'deki gibi son darbeyi vurup kendisini özgürleştirmeyi mi seçecektir?

  

Ölmek bir kimlik değiştirmek demektir, ve bu ölüm süreci doğal olarak meydana gelmekte olan bir süreçtir, yani aynı Avrupa Yakası'ndaki İffet'in dediği gibi, "soldan soldan" gelir. Tabii vücudumuzun sol tarafının bilinçdışımız ile ilintili olduğunu, kartları da bu nedenle sol elimizle çekmekte olduğumuzu da buraya bir not olarak düşelim.

 

Bu noktada ölmemeyi seçmek diye bir seçenek yoktur bizim için, buna karşı çıkar ve var dersek o zaman yaşam pınarımız kurumuş bir biçimde Asılan'da asılı kalırız. O nedenle bizim için en hayırlısı, bu soldan soldan gelen Ölüme'e direnmeyip anı, yani içinde bulunduğumuz zamanı anlamaya çalışmaktır.

 

  

 

Ouspensky'ye göre kartta betimlenen melek "Zaman"dır. Meleğin elindeki bir kupa geçmişi, diğeri geleceği temsil etmekte, kupaların arasındaki gökkuşağı akarsuyu da şimdiyi sembolize etmektedir. Ouspensky bize, burada zaman kendisini bize en kavraması zor yönüyle göstermektedir der ve "İnsanoğlu herşeyin sürekli tek bir yönde aktığını düşünür. Her şeyin daimi olarak birbirleriyle karşı karşıya geldiklerini ve zamanın çok sayıda dönen dairelerden ibaret olduğunu kavrayamaz," diye devam eder. Ona göre Denge kartımız, bu gizemi anlayabileceğimiz ve iki kupa arasında akan gökkuşağının suyundaki çatışık akışların ayrımına varabileceğimiz bir potansiyele sahip olduğumuz bir süreci işaret etmektedir bize.

  

Kupalardan birini bizi geçmişe bağlayan egomuz, yani bilincimiz, diğerini de bizi geleceğe çağıran bilinçdışımız olarak düşündüğümüzde, anı anlayabilmemiz için her ikisinden de öğreneceklerimiz olduğunu, ancak bu şekilde değişime direnmeyi bırakıp geçmişle helalleşebileceğimizi ve bilinçdışının bize geleceğe dair vermeye çalıştığı mesajları okuyabileceğimizi söyleyebiliriz.

 

Denge kartı, adı gibi denge, uyum ve ölçülülük demektir. Bunun için her iki kupanın da eşit oranda dolu olmasına, daha doğrusu birinden ötekine daimi bir akışa ihtiyacımız vardır. Bu akış durmamalı ve bir tarafta aşırılığa sebep olmamalıdır. Böylelikle doğru karışımın sürekliliği sağlanmış ve ölçü kaçmamış olur.

 

Antik Yunan döneminin Yedi Bilge Adam'ının o günden bu güne kolektif hafızamıza nakşetmiş olan "Kendini bil!" deyişi gibi birçok deyişlerinin içerisinde en sıklıkla  bahsi geçen bir başka deyiş de "Her şeyde ölçülülük!"dür. Bu ölçülük (her türlü) kutuplar arasında denge ve uyum demektir. Çünkü çatışmasız bir dünya yoktur, ve Jason Shulman'ın "Çatışmanın Öte Yüzü" başlıklı yazısında da bahsettiği gibi yaratılışın özü çatışmaya dayanır. O nedenle "ötekini" yok etmenin, onsuz bir hayat olmasının imkânı yoktur. Dolayısıyla bir ne dersek diyelim, onun da eşit yaşam hakkı vardır ve eşitlik, Aşıklar kartının temasında da sık sık bahsettiğimiz gibi, birbirinin aynısı olmak değildir.

 

Dün anima-animus, eril-dişil gibi kutupsal, ama zamanda biri diğerinin ruh rehberi olan kavramları bizim için daha anlaşılır kılan yeni bir yazısı yoluma çıkan Gülgün Türkoğlu'nun buna dair dediği gibi,"Eşitlik, özdeşlikte olmaz; eşit olmanın temel belirlenimi, özdeşlik değil tersine ayrımdır oysa. Doğa alanı determinasyon alanıdır."

 

Son olarak Denge kartımız için bu yıl bize rehber olabilecek bir motto paylaşalım ve bitirelim: "Yaşamımdaki kutupları uzlaştırdıkça güçleniyor ve bütünleşiyorum."

 

Her birimizin bu mottoya kulak verebilmemiz dileğiyle, yolunuz açık olsun.

 

Güneş İlhan, 29.10.2018, İstanbul

 

 

                             

  

 "Kötü, iyinin taşkın hâlidir."
 

~ "The Mahatma Letters to A.P. Sinnett", 1923  ~

   

tarotdergisi@gmail.com

Başa Dön

© 2005-2018, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.